Ana içeriğe atla

Kitapsız öğretmenler

09.02.2017 yılında yazıp taslaklarda kalan yazım*****


Köklü hayat değişiminden sonra döndüm kürkçü dükkanına. Bir odada sürdürdüğüm yaşamım okula, öğretmenler odasına taşındı. Hem de yepyeni bir coğrafyada.
Yeni hayattan beklentiler de büyüktü elbette. En önemlisi de okumak ile alakalı. Herkesin kitap okuduğu bir öğretmenler odası olmasına giriş yapacağımı hayal ederdim. Çocukluğumda hep onu düşünürdür, öğretmenlerin sürekli kitap okuduğunu hayal ederdim. Ama büyük bir yanılgıymış benimkisi...
Bırak sürekli kitap okunan bir ortamı, eline kitap almamış öğretmenlerle karşılaştım. İnanması çok zor gelse de evet kitap okumak nedir bilmeyen öğretmenler de var. Hatta kitap benim ezeli düşmanım ne anlıyorsun hocam dedi bir tanesi bana. Şok olan gözlerle bakınca çocuktan dolayı okuyamadığını şaka yaptığını dile getirse de kitabı düşman gören öğretmenler var maalesef. 
30 öğretmenin olduğu öğretmenler odasında sadece 5 öğretmenin elinde okuma kitabı var. Bu yüzden yazımın başlığı kitapsız öğretmenler koymak istedim. Oran 5/30, varın gerisini siz düşünün.
Sağlıcakla....





Not: Yazar kürkçü dükkanı derken bloğundan bahsediyor, anlam karışıklığı çıkmasın :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kill Me Heal Me-Kişilikler

Önceki yazımda bahsetmiştim kill me heal me'den, Ne çok sevdiğimi, oyuncuları, senaryoyu falan anlatmıştım... Şimdi sıra en sevdiğim bölümde kişiliklerimizde. Doğruyu söylemek gerekirse kişilikler öyle güzel canlandırılmış ki Ji Sung tarafından hepsini çok sevdik. İzleyenler bilir oyuncumuzun nasıl güzel iş çıkardığını... Her yiğidin harcı değildir öyle anında değişip, insanları farklı biri olduğuna inandırmak...

The Island

Bizim evde kumandanın sahibi babamdır. Akşam eve geldiğinden itibaren alır eline canı sıkılırsa, dizi aramaya başlar. Bulduğunda da kumandayı bana bırakır çıkar odadan. Her akşam bu rutin oluşmultur evde. Dün akşam beni şaşırtıp dizi açmadı, film bulmuş bi tane. Dikkatimi çekti film, şöyle bi baktım. Hafızamdan bir şerit geçti. İzlemiştim ben bu filmi. Yaklaşık 8 sene önce önce, lisede film günlerinin birinde. Çok beğenmiştim filmi ama hatırladığım tek şey bir tekne, beyaz ve klonlama üçlüsüydü.  Arada aklıma gelir, tekrar izlesem mi diye düşünürdüm ama isimsiz bir filmi aramak zor geldiğinden izlemekten vazgeçerdim. Öyle böyle unutmuşum çok sevdiğimi bile. 

Nerde o eski bayramlar!

Klişe bir cümleyle başlayayım dedim bu yazımda günün anlam ve önemini belirtmek için. Öncelikle yaşadığımız bu zor ve yıpratıcı zamanların arasında bir nevi hediye gibi olan bayram molasındayız ülkece.