Ana içeriğe atla

Nerde o eski bayramlar!

Klişe bir cümleyle başlayayım dedim bu yazımda günün anlam ve önemini belirtmek için. Öncelikle yaşadığımız bu zor ve yıpratıcı zamanların arasında bir nevi hediye gibi olan bayram molasındayız ülkece.

Bayram deyince neler gelir aklınıza? Benim listem bellidir:
-Kocaman aile sofra ve muhabbetleri
-Bizim buranın ağzıyla 'adak toplama' yani çocukların evden eve gezip şeker para toplaması
-Tatlı
-Para

Bu dördü arasından en sevdiğimde 'adak toplamadır.' Çünkü bunun sayesinde diğerlerine zaten sahip oluyorsun :D
Nedir peki bu şey derseniz, anlatayım. Bayram sabahı ergenliğe henüz girmemiş çocukların bayram sabahı ellerine sepetlerini, poşetlerini alıp ev ev dolaşıp "geliiiinnnnn adağaaaaa" bağırması ve ev sahiplerinden durumlarına göre şeker, para, meyve, sebze, çerez toplamasıdır. Bu öyle bir gelenektir ki daha kundaktaki çocuk bile anane yahut babaanne eliyle toplar adağını. 

İşte bu bayramda bağırarak dolaşan çocuklar olmasa da bayramlaşmaya gelen çocuklarla evimiz şenlendi. Tertemiz bayramlıklarını giyip dolaşan çocuklar.
Ev şenlendi şenlenmesine de bu Nazlı yaşlandığını fark etti çocukların elini öpmek istemesi ve onlara harçlıklarını kendinin vermesiyle.

Nerde o Nazlı'nın zeytin sepetiyle adak topladığı o zamanlar.

Sağlıcakla.

Yorumlar

  1. Merhaba, blog keşif etkinliğinden geliyorum sizi takibe aldım bende bloguma beklerim.

    Düğün DJ
    www.dugundjhizmetiorganizasyon.com

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kill Me Heal Me-Kişilikler

Önceki yazımda bahsetmiştim kill me heal me'den, Ne çok sevdiğimi, oyuncuları, senaryoyu falan anlatmıştım... Şimdi sıra en sevdiğim bölümde kişiliklerimizde. Doğruyu söylemek gerekirse kişilikler öyle güzel canlandırılmış ki Ji Sung tarafından hepsini çok sevdik. İzleyenler bilir oyuncumuzun nasıl güzel iş çıkardığını... Her yiğidin harcı değildir öyle anında değişip, insanları farklı biri olduğuna inandırmak...

The Island

Bizim evde kumandanın sahibi babamdır. Akşam eve geldiğinden itibaren alır eline canı sıkılırsa, dizi aramaya başlar. Bulduğunda da kumandayı bana bırakır çıkar odadan. Her akşam bu rutin oluşmultur evde. Dün akşam beni şaşırtıp dizi açmadı, film bulmuş bi tane. Dikkatimi çekti film, şöyle bi baktım. Hafızamdan bir şerit geçti. İzlemiştim ben bu filmi. Yaklaşık 8 sene önce önce, lisede film günlerinin birinde. Çok beğenmiştim filmi ama hatırladığım tek şey bir tekne, beyaz ve klonlama üçlüsüydü.  Arada aklıma gelir, tekrar izlesem mi diye düşünürdüm ama isimsiz bir filmi aramak zor geldiğinden izlemekten vazgeçerdim. Öyle böyle unutmuşum çok sevdiğimi bile. 

yol,boşluk, nefret

Uzun bir aradan sonra merhaba yine... Uzun aralar vermek istemesem bile alışkanlık olmaya başladı sanırım. Bunun için üzgün olduğumu belirtir affınıza sığınırım. Bugün konum yolculuk ve boşa geçen zaman arasındaki ilişki bazlı olacak.